Koç’un en çok düştüğü çukurlardan biri: Direksiyon Sevdası

Her birimiz harika birer koç olarak eğitmenlerimiz tarafından işlenirken, şekillendirilirken, içimize ekilen mayanın en muhteşem şekilde kabarması sağlanırken bize öğretilen yegane yetkinliklerden biri danışanımıza inanmak, güvenmek. Sözsel öğretide bunu anlıyoruz ve uygulama sahasına geçtiğimizde ise neler mi yaşanıyor gelin hep birlikte bakalım.

Şu anda arabayız. Danışanımız sürücü koltuğunda, biz ise hemen onun yanındaki ön koltuktayız. İçimiz kıpır kıpır. Acaba danışanımız bugün nereye gitmek istiyor? Giderken nereleri görmeyi umut ediyor ve vardığında neyi görür neye dokunabilirse mutlu olacak onu öğreniyoruz. Artık varış noktası belli.

Danışanımız sürmeye başlıyor arabayı. Sonra az ilerde içinizde bulunan arabaya hızla yaklaşan bir kamyonet görüyorsunuz. Danışan gayet rahat ilerliyor ama sizin içinizi bir korku kaplıyor. Kamyonet ile burun burunasınız artık ‘’Dikkat et çarpacak ‘’diye kaçırı veriyorsunuz ağzınızdan. Danışan ise merak etme farkındayım diyor ve çarpışma gerçekleşmiyor.

Birden ilerdeki kavşak yazısını okuyorsunuz , aklınızdan şunlar geçiyor ‘’En rahat ve kestirme yol burası buradan gitmek en iyisi ’’. Ama Danışan hiç oralı değil kavşağa yaklaşmanıza rağmen dönüş sinyallerini vermiyor. Kavşağa yaklaşınca kesin döner canım diyorsunuz içinizden. Ama kavşağın yanından geçiyorsunuz artık bu kadar da olmaz diyerek direksyona atlıyorsunuz ,çevirmeye çalışıyorsunuz direksiyonu sizin en doğru olduğunu düşündüğünüz yöne doğru. Ama bir dirençle karşılaşıyorsunuz. Danışan ben buradan gitmek istemiyorum diyor. İlerdeki yolda nelerin olduğunu görmeye ihtiyacım var….

Danışanımıza inanmak ve güvenmek koçluğun özünü oluşturan yapı taşlarından biri. Danışanı dinlerken O’nun hayatı için ondan daha iyisini biliyor olduğumuzu düşünmemek çok harika bir disiplin. Bizi güzelleştiriyor. Kendisini koşulsuzca, yargılamadan kabul ettiğimizi gören, tüm sorularının cevaplarının kendi yüreğinin içindeki hazinede saklı olduğuna inandığımızı gören danışanımız ile kurulan güven bağı ise koç adına yolculuğun hoş kokulu meyvelerinden biri haline dönüşüyor.

Koçluğun kalbinin attığı yerde var olmak isteyen tüm koçlara direksiyon sevdasından uzak ,bol maceralı, yeni yeni yerler görmeli ve varış noktasında danışamıza vay be işte böyle geliniyormuş istediğim yere dedirten koçluk görüşmeleri diliyorum.